tekelisazevi - Blogcu


Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle
Google

tekelisazevi

3/6/2009 - Bu önerilere kulak verin:Sbs yaklaşıyor!

Kategori: hayata dair

Bu önerilere kulak verin:

 

-Huzurlu ve sakin bir ev ortamı hazırlayınız

-Eleştiri ve emir verici ifadeler yerine espri ve yardım olucu yaklaşınız.

-Çocuğunuzun yeteneklerini ve bilgi seviyesini iyi tanıyın

-Çalışma ve öğrenme tarzını çocuğunuz ve aile bilmelidir.

-Dinleyerek, çizerek, izleyerek nasıl öğreniyor bakınız.

-Zamanı ve mekanı kullanmada destek olunuz.

-Zaman çalıcılar, tv, bilgisayar, telefon, oyunların kullanımına dikkat ediniz

-Çözdüğü soru adedine takılmak yerine, çözme tekniğine ve yapamadığı sorulara odaklarınız.

-Kıyaslamayın ve yermeyin, o da sizi kıyaslar ve beğenmezse ağırınıza gider..

-Genelleme yapmadan, hatalarını ve eksiklerini bulması için ona fırsat tanıyın

sorununu kendi tanımlasın, kendi çözmek için sizden yardım istesin, yoksa SBS ye siz hazırlanırsınız.

-Umutsuzluk ve öğrenmekten nefret aşamasına gelmeyin.

-Bunalınca beraber yemek yapın, pazara gidin, araba yıkayın….

-Her tv izlerken görünce söylenmeyin, program aralarında tv’yi kapatın

-Ondan gurur duyduğunuzu, onu önemsediğinizi hissettirin

-Çocuğunuzu üçüncü kişilere şikayet etmeyin, başkasının yanında eleştirmeyin.

-Sınavları çok iyi olsa bile bu konuda aşırı övme ve memnuniyet göstermeyin

-Her zamanki kadar yemek, uyku ve sağlığı ile ilgilenin

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/5/2009 - Gülmece

Kategori: fikra

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/5/2009 - Hiç yakamoz gordunuz mu?

Kategori: makale


YAKAMOZ NEDiR?

Nedense herkes yanlış bilir;
Yakamoz ay ışığının suya, denize vuran şavkı değildir.
Onun adı ayın  şavkıdır.
Yakamoz, tam aksine, ay olan gecelerde olmaz... 
Yakamoz bir canlıdır; latince ismi Noctiluca Milliaris olan bu canlı aynı bir ateş böceğinin denizde yaşayan versiyonudur.
Luminesans  maddesini vücudunda barındıran bu canlıya dokunulduğunda bir ışık saçar.
Bu canlı, bir planktondur; yani milimetrik boyutlarda bir canlıdır.
Bunlardan milyonlarcası bir araya geldiğinde, geceleri bir kayık geçerken, veya bir balık sürüsü geçtiğinde, bu canlılara çarparak ışık çıkartmalarını sağlarlar.
O yüzden balıkçı sandallarında yüksek bir direk ve bu direğin ucunda oturulacak bir yer vardır.
Balıkçılardan biri buraya oturarak, ay olmayan gecelerde balıkların yakamoz yaparak geçtikleri yolları görür ve dümenciyi oraya yönlendirirler.
Esasında yakamoz  olağanüstü bir şeydir; yakamoz olduğunda denizde uzun floresan lambalar yanıyormuş gibi olur.
Ama bunun görülmesi için ay ışığının olmaması gerekir.
Ay ışığı varsa, daha baskın çıkar ve yakamoz görülmez.
Bir de yakamozlu ve ay ışıksız gecelerde denize girince, pırıl pırıl uzaylı gibi olursunuz.
Ekte, yakamozun  bir de resmini bulacaksınız,  ama onu hiç bir zaman bu kadar yakından göremeyeceksiniz...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/5/2009 - Necip Fazil'in vasiyeti

Kategori: hayata dair
25 Mayıs 1983 tarihinde vefat eden  Üstad Necip Fazıl’ın vasiyeti aşağıdadır.
 
“...Nasıl, nerede ve ne şekilde öleceğimi Allah bilir.. En büyük korkularımdan biri, nice müellifin başına geldiği gibi, ölümümden sonraki tahriflerdir.
Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslami usullerin en incelerine riayetle gömünüz!
Cenazeme çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum. Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum... Çiçekler çamura ve bando yüzgeri koğuşuna...
Cenazemde, namazıma durmayacaklardan hiç kimseyi istemiyorum! Nede, kim olursa olsun, kadın... Ve bilhassa, ölü simsarı cinsinden imam! Ve "bid"at" belirtici hiçbirşey!...
Başucumda ne nutuk, ne şamata, ne medh, ne şu, ne bu... Sadece Fatiha ve Kur"an...
Mezarımda ilahi ve ulvi isim ve sıfatlardan ve benim beşeri ve süfli isim ve sıfatlarımdan hiçbir iz bulunmayacak... Mevlid de istemem! Onu, uhrevi rüşvet vasıtası yapanlara bırakınız! Sadece Kur"an...
Şimdi sıra en büyük dileğimde... Müslümanlardan, Eğer bu davada hizmetim geçtiğine inanan varsa, şunları istiyorum: Her ferdin, herhangi bir kifayet hesabına yanaşmaksızın, benim için "Necip Fazıl"ın kaza borcuna karşılık" niyeti ile bir günlük (Beş vakit) namaz kılması ve yine birgün oruç tutması... Mevtanın ardından, onun için kaza namazı Şafii içtihadında caizdir ve aynı içtihat Hanefilerce de rahmettir. Her ferdin, en aşağı yüz Tevhid kelimesi okuyup sevabının mislini bana hediye etmesi... 70 bine dolması lazım... Bir de, üzerimde hakkı olanların bunu Allah rızası için helal etmeleri... Ölünceye dek, üzerimdeki Allah ve kul haklarından mümkün olanını ödeyebilmek için elimden geldiği kadar cehdetmek azmindeysem de ne olacağını, nereye, hangi noktaya varabileceğimi bilmiyorum ve yardımı müslümanlardan bekliyorum. "Şey"en lillah" tabiriyle bana Allah için birşey veriniz! Yardımınızı esirgemeyiniz!
Allah’ı, Allah dostlarını ve düşmanlarını unutmayınız! Hele düşmanlarını!...
Olanca sevgi ve nefretinizi bu iki kutup üzerinde toplayınız!
Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği ve ardından bir takım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız!”
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/5/2009 - Yalancıyı nasıl tanırsınız?

Kategori: hayata dair
Yalancıyı nasıl tanırsınız?
1-Yalan söyleyenler genellikle göz temasından kaçınır. Ellerini ve kollarını daha az kullanır. Soru sorduğunuzda avucunu sıkar ya da ellerini size çevirmez.
2-Genel tavrı değişir. Sakin bir insan aniden heyecanlı davranırken, daha hareketli insanlar donuk tavırlarla konuşmaya başlar.
3-Sorduğunuz basit sorulara daha önceden cevabını tasarladığı için gerektiğinden detaylı cevaplar verir. Fakat bunun ardından beklemediği bir soru sorarsanız birden bocalar ve cevap vermek için zaman kazanmaya çalışır.
4-Şaşkınlık, korku ya da mutluluk gibi duyguları belirten ifadeleri sadece ağız bölgesiyle sınırlı kalır.
5-Bulunduğu rahatsız ortamdan kurtulmak isteğiyle gözünü kapıya çevirir ve konuştuğu kişiyle arasına mesafe koyar.
6-Ayakta dururken ya da otururken yalan söyleyen birisi genellikle sırtını dik tutmaz.
7-Sorulara net cevaplar vermez. Her zaman sakin karşıladığı sorulara aşırı tepkiler verir. Kendisi size soru yöneltmez.
8-Şakalar yaparak konuyu geçiştirmek ister ya da çok dramatik bir hikaye anlatarak sizi duyarsızlıkla suçlar.
9-Sık sık yüzüne dokunur. Burnunu çeker, başını kaşır. Özellikle ağız bölgesine yakın bölgelere dokunması dikkat çeker.
10-Üstündeki kıyafetleri düzeltir. Gömleğinin yakasını gevşetir. Ya da elinde tuttuğu bir cisimden güç almaya çalışır.
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/5/2009 - ZOR GÜNLER


ZOR GÜNLER

 

VAROLDUKCA UMUTLAR

UMARSIZCA YAŞAMLAR

PEŞPEŞE MUTSUZLUKLAR

İŞTE BAŞLAR ZOR GÜNLER

 

DÜZE CIKTIM SANILIR

DERT BİR BİR SIRALANIR

HAYATA ŞİMDİ BAŞLANIR

İŞTE BAŞLAR ZOR GÜNLER

 

ÇOCUK OLMAK İSTENİR

ZORDAN KAÇMAK SEBEBTİR

BÜYÜDÜKCE YÜKLENİR

İŞTE BAŞLAR ZOR GÜNLER

 

ESKİ DOSTLUKLAR ARANIR

HER DAĞIN ARDINA BAKILIR

ESKİMİŞ BİR ŞARKI İLE ANILIR

İŞTE BAŞLAR ZOR GÜNLER

 

NİCE HAYELLERE BAŞLANIR

TÜM KAPILAR KAPANIR

TÜRLÜ YARALAR AÇILIR

İŞTE BAŞLAR ZOR GÜNLER

 

KISMET BİLE KAPANIR

BÜTÜN YOLLAR TIKANIR

FELEKDE ŞAŞAR KALIR

İŞTE BAŞLAR ZOR GÜNLER

.

 

TEKELİ

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2009 - Zekanızı parlatan öneriler

Kategori: hayata dair

----- Kaç defa beyninizin durduğunu, çalışmadığını hissettiniz? Patrona birşey sunmanız veya yazı yazmanız gerektiğinde genellikle neden bu durum ortaya çıkıyor?

 

James Thorton’a göre bunun nedeni yaşlandıkça hafıza gerilemesi değil. Sadece bilişsel zekamızı geliştirme ihtiyacından dolağn bir uyarı..

 

Bu yüzden düşünmeye biraz ara verip daha iyi düşünmek ve yaratıcı zekanızı geliştirmek için yapmanız gereken 15 tavsiye sunuyor..

 

Zekanızı parlatan öneriler

 

1. Doğru zamanlama yapın. Çoğu yetişkin insan sabahları, çoğu genç insan ise öğleden sonra daha net düşünür. En iyi düşünme zamanınızı belirleyin ve en zor beyin çalışmalarınız için o zamanı rezerve edin.

 

2. İyi bir eğitim alın fakat abartmayın. Psikolog Dean Keith Simonton, okula gitmenin yaratıcılık üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu söyler. Ardından artan bir şekilde, mezuniyete odaklanma yaratıcılığı düşürür. “Etkili yazmada psikiyatrist olarak büyük bir yazar olmazsınız.”

 

3. Konfiçyüsü dinleyin. Bir numara “hafıza yardımı” hafıza araştırmacılarının kendileri tarafından kullanılır: Not edin. Bir Çin atasözü “en zayıf mürekkep en güçlü hafızadan daha kalıcıdır”.

 

4. Araştırmalar bir fincan kahvede bulunan kafein miktarının konsantre olmanıza yardımcı olacağını gösteriyor. Fakat kaygıya meyilli iseniz; bu bir işe yaramayabilir..

 

5. Var olanlar için yeni hafızaları sağlama bağlayın. Michigan Üniversitesi Bilişsel Araştırmacı Denise Park, “Varolan hafızanızın yeni bilgilere uyum sağlayan bir darağacı olarak düşünün. Yeni bilgileri ayrılan alanın dışında bırakmayın. Özel olarak, hafıza kaybı için ilaç var mıdır diye sordunuz. Hafıza kaybı için herhangi bir reçeteli ilaç olup olmadığını bilmiyorum" diyor.

 

6. Uygulama yapın. Yeni becerileri öğrenme ve sürekli uygulama yapma beynin internal organizasyonunu değiştirmek için ortaya çıkar. Bir çalışma, periodik eğitim dönemlerinin 70 yaşlarında olan gönüllülerin, 7 yaşlarındayken sahip olduklarından daha iyi bilişsel ve hafıza becerilerine yardımcı olduğunu gösteriyor. “uygulama gerçekten işe yarar” der National Institute on Aging’te emeritus psikolog Len Giambra.

 

7. Fikirlerinize bir şans verin. Çoğumuz gerçekleri çabucak değerlendirme ve çabucak “gitme veya gitmeme” kararı vermede kabiliyetlerimiz için ödüllendiriliriz. Yaratıcılık daha fazla acele etme ve heyecan ister.

 

8. Entelektüel bir iş ve zeki bir eş seçin. Polonya’dan merak uyandırıcı çalışmalar, kariyerleri entelektüel bir egzersiz isteyen kişilerin yaşamlarında yüksek bilişsel seviyeye sahip olduklarını sunuyor. Ve zeki biri ile evlenme başarınızın devamını sağlar.

 

9. Yaratıcılık, genellikle bir alandan diğer bir alana adapte olma çözümleri için beceriyi özetler.

 

10. Leonardo’dan öğrenin. Yazar Michael Gelb, yeni kitabında Leonardo Da Vinci gibi nasıl düşünülür, en büyük Rönesans adamında işe yarayan bazı beyin geliştirme stratejilerini sunuyor. Ormanı öğrenme ve ters elinizle resim çizme gibi konuları da içeriyor.

 

11. Dikkatinizi verin. Sadece toplantıdan birkaç saniye sonra bir kişinin adını unuttuğunuz oluyor mu? Problem hafıza değil, konsantrasyondur. Yaşlanırken, bilinçli olarak hafıza bankamıza kendi kendimize bilgi koymamız gerektiğini hatırlamalıyız.

 

12. Mozart dinleyin. Wolfgang’ın müziğine maruz kalan bir beyin daha kompleks bağlantılar geliştiriyor. Bu da daha fazla bilgi için daha hızlı, entegre olmuş erişime izin veriyor.

 

13. Zekânızı geliştirmek için vücut egzersizi yapın. Uzmanlar, aerobik antrenmanın okul performansından sinir iletim hızına kadar her şeyi geliştirdiğine inanıyorlar. Egzersiz gerçekten yapılmasını mantıklı kılan birçok yarara sahip.

 

14. Yeni şeyler deneyin. Yaşamının sonuna yakın, empresyonist ressam Henri Matisse, fırçaları harika kâğıt kesikleri serileri yaratmak için kullandığı makas ile değiştirerek sanatını tekrardan canlandırdı. Yaratıcı Davranışlar Dergisi editörü Psikolog Dean Keith Simonton, bu gibi deneyimlerin yaratıcılığın başarılı niteliği olarak ortaya çıktığını ifade ediyor. Yaratıcı ve yaratıcı olmayan kişilerin karşılaştırıldığı bir çalışmada temel farkın birinin yeni şeyler öğrenme konusunda daha açık olduğunu diğerinin ise olmadığını gösterdi.

 

15. Dikkat dağılma olayını sonlandırın. Alakasız uyarıcılar tarafından bombardıma tutulursanız, odaklanmanız çok zor olur. Kesinlikle bir şeyi yapmalıysanız ( örneğin bir raporu tamamlama) telefonun fişini çekebileceğiniz ve konsantre olabileceğiniz bir otel odası kiralamayı deneyin

 

Tutkularınızın peşinden gitmeyi sakın unutmayın! Son günlerde bir Hollandalı psikolog satranç ustalarını santranç büyük ustalarından neyin ayırdığını bulmaya çalışıyor. Her gruba test uyguladı- IQ, hafıza, boyutsal akıl yürütme-. Onlar arasında test farklılığı bulamadı. Tek farklılık büyük ustaların satrançı daha çok sevmeleriydi. Ona karşı daha tutkulu ve daha çok bağlıydılar. Tutku, yaratıcılığın anahtarı olabilir.

 

alıntı-

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/5/2009 - KANSER NEDİR?

Kategori: Saglik

Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler.
Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini  kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.
 
Buna karşın kanser hücreleri, bu  bilinci kaybeder,  kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
 

Kanser hücreleriyle (pembe), lenfositlerin (sarı) savaşı.
 
Kanserin Nedenleri ?
Kanserin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Kanser hastalığı için iki grup risk faktörü vardır. Kanser için risk faktörleri yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir. Bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.
Sigara alkol kullanımı,
Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,
Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,
Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
Bazı virüsler
Hava kirliliği
Radyasyona maruz kalma,
Kötü beslenme alışkanlığı
 
Kanser Tehlikesinin 7 Habercisi

Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.

       Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
 Rahim ve makattan gelen normal olmayan bir kanama veya akıntı
Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler
İyileşmeyen yaralar
Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük
Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık
Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara...
Büyük ve küçük abdest yapmakta ki değişiklikler

 
Bu değişiklikler görüldüğünde bir hekime başvurmayı ihmal etmeyiniz....
 
 
EN SIK GÖRÜLEN KANSER TİPLERİ 
Meme kanseri
Akciğer kanseri
Prostat kanseri
Mide kanseri
Kalın barsak kanseri
Rahim ağzı kanseri

 
KENDİ  KENDİNİZİN BEKÇİSİ OLUN
Önce kanserden korkmamayı öğrenmeliyiz. Korku doktora gitmeyi önler ve hastalığın iyileştirilmesini engeller. Hastalık belirtilerini yorumlamak yalnızca doktorların görevidir. Kanserin belirtilerini bilmek bu belirtilerin herhangi birini hissettiğimizde derhal doktora başvurmak şarttır. Hiç rahatsızlık duymasak da yılda bir kez mutlaka genel kontrolden geçmeliyiz. Kanserin iyileştirilir bir hastalık olduğunu unutmamalıyız. İyileşme oranı kanserin erken teşhisi ile doğru orantılıdır.
 


 
1.       Akciğer Kanseri;
 
·              Uzun süre devam eden öksürük
·             Öksürürken kan gelmesi
          Nefes darlığı
Akciğer kanserini önlemek için sigarayı bırakın ve sigara içilen kapalı ortamlardan kaçının.
2.       Cilt Kanseri;
·         İyileşmeyen yara
·         Ben ve siğillerde şekil, renk değişikliği
·         Ani oluşan ben ve siğiller
Tehlikeli saatlerde güneşlenmeyin, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanın.
3.       Meme Kanseri;
·         Memede ele gelen sertlik
·         Meme başında içeri doğru çekilme
·         Meme başında akıntı
·         Meme şeklinde ki değişiklikler

Aylık olarak kendi kendinize meme muayenesi yapın, düzenli olarak mutlaka doktora gidin.
4.       Ağız Kanseri;
Düzenli muayene ile diş hekiminiz ve doktorunuz ağız kanserini saptar
5.       Rahim Kanseri;
·         Menopozdan sonra olan kanamalar
·         Nedeni belli olmayan vaginal akıntılar
·         Bir aydan fazla devam eden adet kanaması, düzensizlikler veya anormal kanamalar
·         Karında şişlik
 

Düzenli olarak PAP smear testi yaptırın ve pelvik muayene olun.
6.       Kolon Kanseri;
·         Makattan gelen kanama ve dışkılama alışkanlıklarının değişmesi
·         Karın ağrısı
·         Karında kitle
·         Kilo kaybı
 

Sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin. Az yağlı, bol lifli (sebze, meyve, kepekli unla yapılmış yiyecekler) besinleri tercih edin. 
 
7.       Prostat Kanseri;
·         Sık sık (özellikle geceleri) idrara kalkma
·         Kesik kesik, ağrılı ve sızılı idrar yapma
·         İdrar kesesini tam boşaltamama hissi
·         İdrar tutmada güçlük
·         İdrar akış gücünde azalma

 
Hiçbir şikayeti olmasa da 45 yaş üzerinde her erkek, senede bir defa, PSA (prostat spesifik antijen) kan testi yaptırmalıdır. 
 
KANSERDE ERKEN TANI
 
Tedavi şansını artırır
Tedaviyi kolaylaştırır
Tedavi giderlerini azaltır
Doku ve organ kaybını önler
Sakatlık bırakmaz
HAYAT KURTARIR
 
      Günümüzde, milyonlarca insan kanserli yada kanseri tedavi edilmiş olarak yaşamaktadır. Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar erken başlar ve kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.

 

 

  kanser hücreleri

1- Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç
milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.

2- Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.

3- Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.

4- Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna
işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine
bağlı olabilir.

5- Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.

6- Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.

7- Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve
organları da yakar, yaralar ve zarar verir.

8- Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar.
Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.

9- Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine
maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır;
dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.

10- Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.

11- Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak
için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.

12- Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister.
Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine
neden olur.

13- Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten
kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.

14- Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar,
vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.

15- Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke,affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.

16- Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler.Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur.Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2009 - Hayat devam ediyor…

Kategori: hayata dair

Evet, hayat devam ediyor… Hayat, gemimizi yürütürken çekilen çilelere, fırtınalara bakmıyor..
Hayat, gemiyi karaya ulaştırıp, ulaştırmadığımıza bakıyor..

Hayat, yüklerin ağırlığına bakmıyor.. Hayat, gayeye, hedefe ama “asıl hedefe” kilitlenmeye bakıyor..

Hayat sevilenlerden gelen acılarla nasıl yıkıldığımıza değil; yeniden nasıl ayağa kalktığımıza, yeniden nasıl yürümeye başladığımıza bakıyor…

Hayat devam ediyor… Hayal kırıklıkları, hüzünler, acılar ve umutlarla.. Devam eden, umut verir.. Devam eden umut getirir… Değil mi devamı var, o halde umut taşır her daim gönüllere..

Hayat... İnsana verilen en değerli hazine... Ve en çok da ihmal edilen... Oysa ki her gün doğumu ile her gün açılan bu hazinenin içinde ne de çok kıymetli, değerini bilmediklerimiz var...

Bazen hayat bir bilinmezler denizi..

Kimi zaman yüzersin en derinlerden bile çekinmeden, korkusuzca..

Kimi zaman durup, dinlenirsin ıssız bir adada...

Kimi zaman geminle seyir halindeyken fırtınaya kapılır, alabora olur tüm plânların..

Hayat belki de sil baştan yazmaktır hikâyeyi...

Hayat belki de soru kabul etmeyen tek öğretmen..

Ve hayat, ilk nefesle okumaya başladığın, son nefesinde ise özetini sunacağın tek kitabın....

Hayat, bir bilinmezler hazinesi.. Her sabah itina ile açmalı ve beklemeli getireceği güzellikleri..

Belki okuyan diyecek, hep güzellik mi gelen?

Hep güzelliktir gelen ama yeter ki güzel bakabilesin, yeter ki hüzünlerinin acılarının seni durdurmasına izin vermeden, güzel bakarak yarınlarında güzellikleri görebilesin, isteyebilesin..

Unutma, hayat umut demektir

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/5/2009 - Türk tuzu ile ilgili gerçekler‏

Kategori: Saglik

Gecenlerde bir supermarkette alisveris yaparken cok yasli bir kadin eline bir tuz paketi almis gorevliye soruyor: ''Yavrum bunun uzerinde kaya tuzu mu, gol tuzu mu..... v.s. yazmiyor. Ben kaya tuzundan imal edilenini almak istiyorum..'' .
Once kadincagizin yaptigini bir yaslilik davranisi zannettim. Inceledim, sordum sorusturdum, meger kadincagiz hakliymis. Simdi ben de uzerinde kaya tuzu yazanlari satin almaya calisiyorum.


Hatirlarsiniz buna benzer bir ileti de seker icin dolasmisti.


Megerse ulkemizde seker, pancardan imal edildigi gibi genleriyle oynanmis misirdan da imal ediliyormus (bunun arkasinda da maalesef bizim prenslerimiz varmis). Simdi ben, paketin uzerinde ''yuzde yuz pancar sekerinden imal edilmistir'' yazisini gormezsem satin almiyorum.



  •  
    •  
      •  
          Artık tuz yemeyin yedirmeyin ! Nedenine gelince aşağıdaki yazıyı okuyun. Neden yememeniz gerektiğini anlayacaksınız.
TUZ GÖLÜ
Aşağıdaki bilgiler maalesef doğru...
Sonra; Türkiye neden kanserden kırılıyor..' diye soruyoruz... ! ?
Tuz Golü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük golüdür.... Uzunluğu 80 km olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur... Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür... Dünyanın en tuzlu gollerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi çok yüksek oranda tuz ihtiva etmektedir.. . Gölün bu özelliğini değerlendirerek tuz elde etmek amacıyla kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur.. . Bu tuzlalardan elde edilen tuz Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun büyük
bölümünü karşılamaktadır. ..
Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeni ile bu sığ bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür... Doğu kısmındaki körfez dışında tümüyle kuruyan Gölün tabanında, kalınlığı yer yer 30 cm.'yi bulan mevsimlik bir tuz katmanı oluşmaktadır.. . Tuz Gölü'nün en derin yeri sadece 2 m.'dir. Öteki kesimlerin derinliği sadece santimetrelerle ölçülebilmektedir.
Göle dökülen en önemli akarsular? Peçeneközu deresi' ile Melendiz çayı'dır. Coğrafya bilgileri aynen böyle diyor. Coğrafya bilgilerine girmemiş aci gerçek ise şudur:
Tuz Gölüne dökülen en büyük akarsu Konya' nın şehir kanalizasyonudur. .. Çumra yönüne verilen kanalizasyon bu doğrultu üzerinden maalesef herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan Tuz Gölü'ne akıtılmaktadır. ..
Bir milyonu gecen şehir nüfusunun sanayi artıklarını da taşıyan şehir kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri dönmektedir.. .
Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasına fırsat vermemek için her sorumlu vatandaşın üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiği inancı ile bu mesajı ulaşabileceğimiz her kişiye gönderelim ve ilgilileri göreve davet edelim..... Yoksa hepimizin yemeğinde Konya'lıların katkısı olmaya devam edecek.'


Yrd. Doc.. Dr.. MUSTAFA DURAN
PAMUKKALE UNIVERSITESİ
FEN-EDEBIYAT FAK. BIYOLOJI BOL.
20017
DENIZLI
TEL:+90 258 2134030-1178
CEP:05334361297
FAX:+90 258 2125546
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Son Sayfa Sonraki Sayfa
>

Hakkımda

bağlama yapımı
MSN Messenger :
tekelisazevi@hotmail.com

İlgili aramalar: tv - tekelisazevi -  tekeli -  saz -  baglama
tekelisazevi türküler

ARKADAŞLARIM