|
|
26/11/2009 - Bayram mesajı

Kurban bayramınız mubarek olsun.Birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder, mutluluklar dilerim.Nice bayramlara erişmek dileğiyle.
Tekeli
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/11/2009 - Tüm öğretmenlerin öğretmenler günü kutlu olsun
FIRTINA KÖPRÜSÜ Taşıdığı yük bilgiydi, Genç öğretmenin. Uzaklardan geldi, Ülkenin en yeşil yerine. Karısıyla,arabada, Kemerleri emniyet için bağlı. O,yürekten bağlı öğrencilerine. Bilemezdi,geldi,istiyerek, Fırtına köprüsüne. Çamlıhemşin'in. Yeşili başka yeşil,insanı güzel bakar, Suyu başka akar,karla karışıp. Aldı genç öğretmeni acımadan. Çocuklar,onsuz kaldılar. Herşey bir anda olmuş diyorlar. Dere belki pişman şimdi. Karısı,atmış kendini arabadan. Öğretmen, Sularda, Çaresiz kalmış, Çocuklar öğretmensiz. 24.05.2007 - İzmirli Şair -- Vedat YANMAZ
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/11/2009 - DAMLALAR

Okumaktan zarar gelmez, oku, ama LaNeT okuma!
Emek ver, kulak ver, ama hiç bir zaman BoŞ verme!
Rakibini geç, sınıfını geç, ama hiç bir zaman GüLüP geçme!
Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama, hiç bir zaman YeRiNDe sayma!
Yaklaş, konuş, tanış, ama UzaKLaşma!
Hedefe koş, serhada koş, yardıma koş, ama oRTaK koşma!
Paranı ver, gönlünü ver, canını ver, ama SıRRını verme!
Elini aç, gözünü aç, kalbini aç, ama ağZıNı açma!
Zulmü devir, nefsi devir, ama CaN devirme!
Ev al, araba al, akıl al, ama BeDDua alma!
Eşini sev, işini beğen, aşını beğen, ama KeNDiNi beğenme!
Davet et, hayret et, affet, tövbe et, ama iHaNeT etme!
Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol, ama BöLücü olma!
Ne yap, ne yapma, itil, atıl, ama SaTıLma!
Seslen, uslan, ama YasLanMa!
Doğrul, devril, ama EğiLMe! MEVLANA
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/11/2009 - Temel fıkraları
TÖVBE Temel bir gün haca gitmeye karar verir. Fadime'ye gelir 'hakkını helal et ben hacca gidiyorum' der. Fadime de -'bir şartla der benide götürürsen'. Temel ikna edemez Fadimeyi -'tamam gel,o zaman annelerimizle helalleşelim' der. Temel'in annesine giderler -'anne hakkını helal et biz Hacca gidiyoruz' der annesi de -'bir şartla der benide götürs
Temel Onuda ikna edemez -'tamam' der. > > > >
Hep birlikte Fadime'nin annesine giderler. > > -'hakkını helal et biz hacca gidiyoruz'der. > > > > Kayınvalide aynı şekilde > > -'Bir şartla beni götürürsen' der. > > > > Temel çaresiz üçünüde alıp hacca gider. Haccın gereklerini yerine getirler. Dönecekleri gün herkes son ibadetlerini ve tövbelerini yapmak için odalara geçer. Temel odasına giderken annesinin tövbesini duyar. > > > > -'Allahım beni affet temelin babasını 4 kez aldattım'. > > > > Temel inanmıyorum diyerek odasına doğru yürür. İkinci odada kayınvalidesinin tövbesini duyar > > > > -'Allahım beni affet Fadimenin Babasını 8 kez aldattım'. > > > > Temel duyduklarına inanamaz. > > > > Son odada Fadime'nin tövbesini duyar > > > > -'Allahım beni affet Temel'i 1 kez aldattım'. > > > > Temel büyük bir şok içerisinde odasına kapanır > > dizlerinin üstüne çökerek başlar tövbe etmeye: > > > > -Allahım sen onları boşver, senin huzuruna bu kadar orospuyu getirdiğim için esas beni affet .
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/11/2009 - AVUCUNUZU AÇMAYI DENEDİNİZ Mİ??
Asya'da maymun yakalamak icin kullanilan bir cesit tuzak vardir. Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir agaca veya yerdeki bir kaziga baglanir. Hindistan cevizinin altina ince bir yarik acilir ve oradan icine tatli bir yiyecek konur.. Bu yarik sadece maymunun elini acikken sokacagi buyukluktedir. Yumruk yaptiginda elini disari cikaramaz. Maymun tatlinin kokusunu alir,yiyecegi yakalamak icin elini iceri sokar, ama yiyecek elindeyken elini disari cikarmasi olanaksizdir. Sıkıca yumruk yapmis el, bu yariktan disari cikmaz. Avcilar geldiginde maymun cilgina doner ama, kacamaz Aslinda bu maymunun tutsak eden hicbir sey yoktur onu sadece, Onun kendi bagimliliginin gucu tutsak etmistir. Yapmasi gereken tek sey elini acip yiyecegi birakmaktir. Ama zihninde acgozlulugu o kadar gucludur ki Bu tuzaktan kurtulan maymun cok nadir gorulur.
Bizleri de tuzaga dusuren ve orada kalmamiza neden olan sey, arzularimiz ve zihnimizde onlara bagimli olusumuzdur. Tum yapmamiz gereken elimizi acip benligimizi, bagimli oldugumuz seyleri serbest birakmak ve dolayisiyla ozgur olmaktir !!!
Ben, maymuna benzer yanimiz olarak sahip oldugumuzu dusundugumuz her seyin bizim icin birer tuzak oldugunu fark etmiyor olusumuz oldugunu dusunuyorum:
-Cogunlukla konusmaktan fazla bir ozelligini kullanmadigimiz son model cep telefonlarina sahip olmak,
-Ortalama 15 m2´sini kullandigimiz ama kullandigimiz alandan 20-30 kat buyuk evlere sahip olmak,
-Belki bir kez giydikten sonra cok uzun sure dolabimizin bir kosesinde unuttugumuz gunun modasina uygun giysilere sahip olmak,
-Okumadigimiz kitaplara sahip olmak,
-Asla kadranin gosterdigi surate ulasamayacagimiz en suratli arabaya sahip olmak,
-Bize gunde 35 kez zamani, baskalarina surekli zenginligimizi gosteren kol saatlerine sahip olmak,
-Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten cok uzak tabiri caizse yorgunluktan hasatimizi cikaracak deniz kenarina yakin bir yazlik, bir dinlence evine sahip olmak,
-Faizi, getirisi zarara ugramasin diye kiyip harcanamasa bile bol sifirli bir banka defterine sahip olmak,
-Dunyalarina ve guzelliklerine katilamadigimiz, asla yeterli vakit ayiramadigimiz basarili ve digerlerininkinden daha guzel cocuklara sahip olmak,
-Vaktimize, nakdimize, aklimiza, cenemize zarar verse bile bir futbol takimi taraftarligina sahip olmak,
-Sagligimiza, duzenimize, beynimize korkunc zararlar verse bile envai cesit ickilerin bulundugu gosterisli, dekoratif bir mini bara sahip olmak,
-Oturmadigimiz koltuk takimlari,
-Izlemedigimiz dev ekran televizyonlar,
Kullanmadigimiz, faydalanmadigimiz daha neler nelere sahip olmak... Ya da sahip oldugumuzu sanmak...
O maymun gibi avucumuzda tuttugunuz surece (faydalanamasak bile) sahip oldugumuzu sanmiyor muyuz? Ve ancak parmaklarimizi gevsetip bunlardan vaz gectigimiz zaman gercekten ozgur olup tum yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?
Aslinda biz bu dunyaya sahip olmaya degil, sahit olmaya gelmisiz. Ah bunu bir anlayabilsek...
YAZARI BİLİNMİYOR...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/11/2009 - Gelinin elini sakın bırakma yaksa!!!!!!!!!!!!
Sakın bırakmayın gelinin elini yoksa karıştırırsınız.Bu kadar damat bir o kadar da gelin adayı pes doğrusu.İşte o an detirten bir poz siz ne dersiniz?
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/11/2009 - DOMUZ GRIBI ILE RÖPORTAJ....
AŞI BİZE VIZ GELİR, ASLA TESLİM OLMAYIZ....
Geçenlerde bir hastamdan bana geçmeye çalışan bir 'domuz gribi virüsü' yakaladım. Daha önce hiç görmediğim için çok heyecanlanmıştım.
Kendisine gazetede bir köşem olduğunu, röportaj yapabileceğimizi söyledim ama kabul etmedi. 'Seni Ayşe Arman'a veririm, seks hayatını anlatmak zorunda kalırsın' tehdidinden sonra bülbül gibi şakımaya başladı. İşte domuz gribi virüsü ile yaptığım röportaj:
Neden size domuz gribi diyorlar?
10'uncu kuşaktan büyük dedem ailesiyle bir domuzda yaşıyormuş. Meksika'da ilkel bir çiftlikte sıkış tıkış yaşarken büyük dedem 'Yetti artık' deyip çiftlik sahibinin oğluna atlayıvermiş. İnsanlar bizi o günden sonra tanıdı. Sonra da biliyorsunuz ismimizi değiştirdiler.
Bu ismi beğendiniz mi?
Kesinlikle hayır. Bilim adamları H1N1 diyor ama halkımız benimsemedi. Biz domuz gribi ismini istiyoruz. Halkın benimsemediği bir ismi yaşatamazsınız. Gerekirse Cumhurbaşkanı'na çıkacağız.
3 SAATTE 2 MİLYON ÇOCUK YAPTIM
Kaç yaşındasınız?
Sizin zaman ölçünüzle 3 saat yaşındayım. Biz grip virüsleri çok hızlı üreriz. Ben 10 milyonluk bir ailenin en küçüğüyüm. Şu saate kadar 2 milyon çocuğum oldu. Birkaç saat içinde öleceğim ama ölmeden önce milyonlarca çocuk yapacağım. En büyük amacım kendi neslimin devamını sağlamak.
Aileniz kalabalık mı?
O kadar geniştir ki saymakla bitmez. Siz insanların üzerinde yaşayanlarımızın dışında başta kuşlar olmak üzere kedilerde, maymunlarda kuşlarda yaşayan binlerce çeşit akrabamız var. Atalarım milyonlarca yıldır dünyada hüküm sürüyorlar. Bu yüzden son günlerde çıkardığınız yaygarayı bir türlü anlamıyorum? Sanki yeni ortaya çıkmışız gibi konuşuyorsunuz.
AŞIDA MİLYARCA DOLAR DÖNÜYOR
Bunun sebebi ne sizce?
Benden duymuş olmayın ama pis kokular alıyorum. Sizden birileri maddi menfaatleri için bizim gücümüzü abartıyor gibime geliyor. Hani şu 'aşı' meselesi, bu işte milyarlarca dolar dönüyor diyorlar.
Sizi yeryüzünden silmek istiyorlar, başarabilirler mi?
Sadece gülüyorum! Siz insanlar dünyada yokken bile biz vardık. Şimdi birkaç uyduruk ilaçla neslimizi ortadan kaldırabileceğinizi düşünüyorsunuz. İlaçlarınızın bizi tanımasını engelleyecek olağanüstü bir kamuflaj yeteneğimiz olduğunu unutuyorsunuz. Tamiflu'ya karşı hemen direnç geliştirdik. Hem birkaçımızı öldürseniz bile sağ kalanlarımız büyük bir hızla çoğalır. Bilim adamları (tabii bizimkiler) insan nesli ortadan kalksa bile bizimkinin devam edeceğini söylüyor.
Daha çok kimleri hasta etmeyi seviyorsunuz?
Bizim sizi hasta etme gibi bir amacımız yok, biz kendimize güvenle çoğalacak yaşam alanları arama derdindeyiz. Bu nedenle yaşam şansımız yüksek olan bağışıklığı düşük, iyi beslenmeyen, spor yapmayan, güneşlenmeyen, stres altındaki insanları seçeriz.
Bizden istediğiniz bir açılım var mı?
Size düşman değiliz. Aksine insanları severiz çünkü size muhtacız. Bize iyi bir yaşam ortamı sağlıyor, sıcak bir yuva, beslenmemiz için gıda veriyorsunuz. Haklarımızı verin yeter.
EVHAMLI ANNELER İŞİMİZE YARIYOR
Nasıl yani?
Laf aramızda sizin vücudunuzda hoşumuza gitmeyen birkaç şey var. Bir kere yüksek ateşi hiç sevmeyiz, ateşiniz çıkınca bizim hareket ve çoğalma kabiliyetimiz azalıyor, sizin savunma hücreleriniz ise sıcak havada daha iyi savaşıyorlar. Sağolsunlar evhamlı anneler çocuklarına ateş düşürücü vererek bize çok yardımcı oluyorlar. İkinci hoşumuza gitmeyen şey; vücudunuzda yaşayan diğer bakteriler. Onlar bizim yerleşmemize, yiyeceklerini paylaşmamıza izin vermiyorlar. Neyse ki sizler gereksiz yere antibiyotik alarak bizim düşmanımız olan bakterileri öldürüyorsunuz, böylece meydan bize kalıyor, istediğimiz kadar çoğalıyoruz. Biz binbir suratız yakalayamazsı nız!
Sizi aşı ile yok etme planları var.
Aşı mı? Biz o kadar büyük bir aileyiz ki bize karşı etkili bir aşı bulmanız imkansız. Binbir surat gibi devamlı şekil değiştiririz. Hangi birimizi yakalayacaksı nız?
Bir vücuttan diğerine nasıl gidiyorsunuz?
Sizleri hapşırtıp öksürterek.
SİZ HAPŞIRDIKÇA BİZ YAYILIYORUZ
Nasıl yani?
Sizin hastalık belirtileri dediğiniz şeyler aslında bizim yayılma stratejilerimiz. Sabahtan beri öksürüyorsun, farkında değil misin? Biraz önce hapşırdın. Burnun da akıyor...
Yani?
Seni hapşırtan ve öksürten benim. Amacım havaya yayılan partiküller ve burnundaki salgıyla etrafa yayılmak. Yeni kurbanlarımızı böyle buluyoruz. Hapşırmazsan, burnun akmazsa, mendil kullanırsan, elini yıkarsan başka vücutlara geçmem zorlaşır. HATA YAPMAYIN 6-7 GÜNDE GİDELİM
Bizi öldürmeye niyetlisiniz demek?
Biraz önce söylemiştim. Sizi öldürürsek kendi geleceğimizle oynamış oluruz. Evet, size biraz rahatsızlık veririz ama bir yanlış yapmazsanız 6-7 gün en fazla 10 gün içinde çekip gideriz.
DR.MURAT KİLİKOGLU (AKŞAM)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/11/2009 - İnsan Yetiştirme Kültürümüz...
İnsan Yetiştirme Kültürümüz...
ERDAL ATABEK"İnsan yetiştirme" bir kültürdür ve toplumun bütün geçmiş birikiminin izdüşümüdür. Ona verdiğiniz eğitim de bu kültürün bir parçasıdır. Bizim "insan yetiştirme kültürümüz" şu temellerde gelişmiştir: "Çocuğumuzu aşırı koruma", "onu sıkıntılarla karşılaştırmama, üzülmesini önleme", "başarılı olmasını sağlama, onu hep başarılı görme, onun başarısına destek olma", "çocuğumuzla gurur duyma", "onun başarısını kendi başarımız sayma". Bu temeller üzerinde gelişen "insan yetiştirme kültürümüz" şu sonuçları vermektedir: Anne-babalarda yüksek beklenti ve görmek istediğini görme. Çocuklarda da sorumluluk alamama, her şeyi başkalarından bekleme. Bu modelde yetişen çocuklar yaşamda karşılaştıkları güçlükler karşısında bocalamakta ve her zaman destek beklemektedir. Anne-babalar da her koşulda çocuklarını haklı görerek onun dışındaki her şeyi eleştirmektedirler. Sonuç, aslında yaşadıklarımızdır. Ama siz, hiç yaşadıklarından kendini sorumlu tutan bir birey görüyor musunuz? Görememenizin nedeni, aslında birey olamamaktan kaynaklanmaktadır. Dört yaşındaki bir çocuğa "hazzı geciktirme eğitimi" yapmayı bilmek gerekiyor. "Hazzı geciktirme eğitimi" şudur: Dört yaşındaki çocuk, önündeki çikolata paketini bitirmek ister. Çünkü çikolata haz verir, çocuk da aldığı hazzı artırmak ister. Beynin sağ (sıcak ve duygusal) yarımküresi, çocuğa bütün çikolatayı bitirmesini söyler. Şimdi anne-babası (ya da eğiticisi) çocuğa çikolatanın bir parçasını şimdi yemesi, bir parçasını da sonra yemesi gerektiğini söyler ve mızıldamasına aldırmadan kararlılıkla bunu sürdürürse, çocuk sol beynin (soğuk ve mantıksal) yarımküresinin devreye girdiğini görür ve beklemesini öğrenir. İşte bu "hazzı geciktirme eğitimi" dört yaş dolaylarında verilmelidir. Eğer bu eğitim başarılırsa, çocuğumuz sonraki yaşamında da plan yapabilmeyi, program uygulamayı başarabilecektir. Televizyon izleme saatini, internet karşısındaki süreyi kontrol edebilecektir. Başarısını ve başarısızlığını neden-sonuç ilişkisini kurarak anlayabilecektir. Sorumluluk eğitimi, karar verebilme eğitimi böyle yapılacaktır. Yetkin bir erişkinin üç önemli özelliği vardır: 1. Sonuçlarını ölçerek doğru karar verebilme, 2. Verdiği kararın sorumluluğunu alabilme, 3. Sonuçta kendi payını nesnel (objektif) görebilme. Bu üç özellik de özdenetim, özeleştiri, özerk olma demektir. Eğer bugün içinde yaşadığımız toplumda yetişkinlerimizin tutum ve davranışlarını beğenmiyorsak, yaptıklarını yanlış buluyor ve neden düzeltemediklerini anlayamıyorsak, buraya nasıl geldiğimize bakmamız gerekiyor. Çocuklarımızı 0-6 yaş döneminde nasıl yetiştiriyoruz? İlköğretim çağı çocuklarımızı (7-15) nasıl yönlendiriyoruz? Lise öğrencilerinden ne bekliyoruz? Üniversite eğitimini neden istiyoruz? Bu dönemlerin hepsine de baktığımız zaman orada "insan yetiştirme kültürümüzü" göreceğiz. Yetişirken sorumluluk vermeme, sorunlarla karşılaştırmama, aşırı koruyarak yaşama yeterince hazırlayamama. Sonra da her şeyden yanıp yakılma. Toplum olarak da her şeyi eleştirme ama parmağını kımıldatmama. Bütün kurtuluşu hep başkalarından bekleme. Ağlama, ağlaşma, ama iş yapmaya gelince yan çizme, kendinden başkalarını suçlama. Bu durumdan memnun değilsek çevremize bakmalıyız. Eğitimden politikaya kadar her şeyin sorumlusu kendimiziz. Aynaya bir kez de bunu görmek için bakabilsek!..
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/11/2009 - Bağlama akortdu(akort cihazı ile)
KISA SAP (ÇÖĞÜR) BAĞLAMA AKORDU:
|
|
1.tel |
2.tel |
3.tel |
|
LA KARAR: |
RE |
SOL |
LA |
|
Sİ KARAR: |
Mİ |
LA |
Sİ |
|
DO KARAR: |
FA |
Sİ bemol |
DO |
|
DO #(diyez) KARAR: |
FA# (diyez) |
Sİ |
DO #(diyez) |
|
RE KARAR: |
SOL |
DO |
RE |
|
Mİ KARAR: |
LA |
RE |
Mİ |
|
FA KARAR: |
LA bemol |
Mİ bemol |
FA |
|
FA# (diyez) KARAR: |
Sİ |
Mİ |
FA# (diyez) |
|
SOL KARAR: |
DO |
FA |
SOL |
UZUN SAP BAĞLAMA AKORDU:
ALT TELDEN BAŞLAYARAK,
- 1.TEL =LA
- 2.TEL =RE
- 3.TEL =SOL
UD AKORDU:
ALT TELDEN BAŞLAYARAK
- 1.TEL =SOL
- 2.TEL =RE
- 3.TEL =LA
- 4.TEL =Mİ
- 5.TEL =Sİ
- 6.TEL =FA#
CÜMBÜŞ AKORDU:
ALT TELDEN BAŞLAYARAK,
- 1.TEL =DO
- 2.TEL =SOL
- 3.TEL =RE
- 4.TEL =LA
- 5.TEL =Mİ
- 6.TEL =Sİ
KEMAN AKORDU (BATI’ya Göre)
ALT TELDEN BAŞLAYARAK,
- 1.TEL =Mİ
- 2.TEL =LA
- 3.TEL =RE
- 4.TEL =SOL
KEMAN AKORDU: (TSM’ye Göre)
ALT TELDEN BAŞLAYARAK,
- 1.TEL =LA
- 2.TEL =RE
- 3.TEL = SOL
- 4.TEL = DO
KEMENÇE AKORDU:
ALT TELDEN BAŞLAYARAK,
- 1.TEL =Mİ
- 2.TEL =LA
- 3.TEL =RE
GİTAR AKORDU:
ALT TELDEN BAŞLAYARAK,
- 1.TEL =Mİ
- 2.TEL =Sİ
- 3.TEL =SOL
- 4.TEL =RE
- 5.TEL =LA
- 6.TEL =Mİ
Unutmayınız;
A = La , B = Si , C = Do , D = Re , E = Mi , F = Fa , G = Sol
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/11/2009 - Dakika dakika insan vücudu...
DAKİKA DAKİKA İNSAN VÜCUDU... KRİTİK ZAMANLARA DİKKAT... Vücudunuzda 24 saat boyunca neler olduğunu biliyor muydunuz ? 06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor. 07.00 Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor. 08.00 Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor. 09.00 Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor. 10.00 Organizmanın kendine gelme, 'ben burdayım' deme saati. Fazla enerjik, vücut en yükes ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. 'Kısa süre belleği' iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor. HAZIR CEVAPLIK SAAT 11.00 Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür. 12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor. 13.00 Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor. 14.00 Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.). HOŞ GELDİN ENERJİ 15.00 Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az. 16.00 Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda. 17.00 Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 'ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor. 18.00 Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif. 19.00 Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla. 20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyorr. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor. YEMEĞİ KESİYORUZ 21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen herşey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor. 22.00 Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor. 23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz. TATLI RÜYALAR 24.00 Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz. 01.00 Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor. 02.00 Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor. 03.00 Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor. 04.00 Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati. 05.00 Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
>
|
Hakkımda
bağlama yapımı
|